(Türkçesi aşağıda)

 

 

Theophilus of Adana  was a cleric who lived in the sixth century in town of Adana in modern Turkey. His tale is the oldest soul-selling legend on record, and an inspiration for the Faust legend. Its significance is that it shows summoning of devils was not considered a damning sin back then.

The danger of unlimited power seems to be the motif of Marlowe’s and Goethe’s plays. Today, Faustian came to mean to sacrifice personal integrity for a desire. If we stop considering Mephistopheles as a tempter, a villain; we will see that he was even not looking for a soul to corrupt, it was Faustus who desired a pact with the Devil.
If we consider Mephisto the projection of our own shadow self, the dark side…

I don’t remember its name but I once read a book that compared Mephisto’s function to the function of the snake in Adam and Eve’s story. Mephisto assists Faustus in his quest for (more) knowledge, in a way, offering him the fruit of Knowledge, so his “eyes will be opened”.  Mephisto sows the seeds of doubt and curiosity like the Adversary does.

Doubt can lead us to discovery, to knowledge and to creativity or it can lead us to insanity. At the end, Faustus is dismembered by the demons who served him. It mirrors a profound disintegration of sense of the self that psychiatry would name psychosis, like being ripped apart by your own demons, or the shamanic initiation called dismemberment.

 

Call it initiation, individuation or psychological transformation, it involves the descent into darkness, like Sumerian Inanna’s descent into the nether world, a metaphor for encountering the unconscious mind, the shadow aspect, the prima materia/the prime matter, the symbol of the unconscious as Jung puts it. Underground is the “place” that is traditionally referred to as Hell. Like the psychological power of a descent into the unconscious, death is necessary for a self-aware rebirth.

 

Mephisto is the challenge that forces us to face our dark unseen side of the unconscious.

“I can teach you wonders, if you give me your soul”

~Idylleve

 

Watch my improvisational performance with MOONSPELL at Dorock XL, Istanbul.

Adanalı Theophilus altıncı yüzyılda çağdaş Türkiye’nin Adana ilinde yaşamış bir din adamı idi. Efsanesi kayıtlardaki en eski şeytana ruh satma hikayesidir ve Faust efsanesinin ilham kaynağı olduğu söylenir. Efsanenin önemi, şeytanla bağlantı kurulmaya çalışılmasının o dönemde aslında lanetli bir günah olmadığını göstermesidir.

Sınırsız güç sahibi olmanın tehlikesi, Marlowe ve Goethe’nin Faust oyunlarının ana konusu gibi gözüküyor. “Faustian” kelimesi bugün İngilizce’de, kişisel bütünlüğünü arzu edilen bir şey için feda etmek anlamında kullanılıyor. Mephistopheles’i kötü adam rolunde görmeyi bırakırsak – çünkü Faustus’u baştan çıkaran Mephistopheles değildi. Şeytan ile anlaşma yapmak isteyen Faustus’un ta kendisiydi – Mephisto’yu kendi gölge benliğimizin projeksiyonu, karanlık taraf olarak görürsek…

Adını anımsamıyorum ama Mephisto’nun işlevini, Adem ile Havva öyküsündeki Yılan’ın işlevine benzeten bir kitap okumuştum. Mephisto Faustus’a özgürlük yolunda önderlik yapar, bir anlamda ona “gözlerini açmak için” Bilgi Meyvesi’ni sunar. Mephisto merak ve şüphe tohumları eken Şeytan/Muhalif’i simgeler.

Şüphe, yaratıcılığa ve bilgiye ya da deliliğe yol açabilir. Efsanenin sonunda, Faustus ona hizmet eden cinler tarafından parçalara ayrılır. Bu;  psikiyatrinin psikoz olarak adlandıracağı benliğin derinden parçalanması hissi, ya da şaman adayının ruhsal olarak parçalara ayrıldığı ‘mistik parçalanma‘ denilen şamanik kabul törenine benzer.

 

Bilgilenme, bireyselleşme, psikolojik transformasyon, adına ne dersek diyelim, bu süreç Sümer tanrıçası Inanna’nın yeraltına inişi gibi bir karanlığa geçişi içerir. Yeraltına iniş; bilinçdışı zihinle, ‘gölge’mizle, yine Jung’un deyimiyle bilinçdışının simgesi olan prima materia (ilk madde) ile bağlantıya geçmenin mecaz halidir. Yer altına, geleneksel olarak Cehennem yakıştırması yapılır. Bilinçdışına inişin psikolojik gücü gibi, yeniden doğabilmek için ölmek gerekir.

 

Mephisto bizi, bilinçdışımızın karanlık, görünmeyen yüzü ile yüzleşmeye zorlayan o karşılaşmanın kendisidir.

 

Bana ruhunu ver, sana mucizeler öğreteyim.”

 

İdil yazdı.

Elif Özkaya Türkçeleştirdi.